Ben ölümden öylece korkarken sen düğün günün ilan ettin... Ben öldüğümde çalsın davullar, zikirler donatsın etrafı, ilahiler söyleyin.. Mutlu olun dedin. O gün geldi çattı. Aşk'ına kavuştuğun o gün, bugündür. Milyonlar biliyor seni.. Söylediğin cümleler, yazdığın kelimeler, kitaplar her daim hayatımızda bir yol gösterici oldu. Söylediğin o kadar şey bugün o kadar zaman sonra hala hayata dair... Sen nasıl bilebilirdin ki değil mi?
Bugün hala yolsuzlukla başarılı olacaklarını insanların?
Sen taa o zamandan nasıl bilirdin ki dostun düşmanın o ufak farklarını?
Sen öyle bildin ki hayatın zor olduğunu.. o yüzden tek önemlisi şey "Aşk" dedin...
Her yaşanmış aşk bizi sana getirdi, Allah'a yakınlaştırdı uzaktakileri... Her acı bizi ondan medet ummaya yöneltti. Her mutluluk şükür niyaz olarak gökyüzüne ellerimizi, yüzümüzü çevirdi. Her güzel, her kötü olay biz insanları denerken, bu imtihan biraz sancılı... Eskisi gibi artık biliyor musun? O yüzden tekamül denen olgunun bu devirde çok daha hızlı ilerlediğini düşünüyorum ben.. Hayat gerçekten zor.
Bugün senin düğün günün...Biz kalplerimize benzini döktük, biz vucudumuzu aşkla boyadık. Bir kıvılcım bekler bu insanlar.. Yanmaya hazır.. Yanan insanlar bile farkında değil artık. Her yerimiz alev belki de ama hala senden bir kelam, bir ses... Soracağımız o kadar soru var ki... Ne yapmalıyız bilmediğimiz bir yol bu. Sadece iyinin ve sadece güzelin peşinden koşup.. yatağa başımızı koyduğumuzda Allah için ne yaptık derken... Keşke burada olsaydın, bilirim kilometreler olurdu sana soracak olan. Ama beklerdik.
Çünkü biz bazen yoldan şaşıyoruz.
Allah herkese keşke nasip etse düğün gününü... Ama bize ölüm günleri var.
Seni bilmek, yazdıklarını okumak bile bir güç bize. Büyük güç. Seni varlığın bir ateş bize. Senin varlığın bir mum...
Bazı bazı mumun altında eriyen biz oluyoruz mum dimdik kalırken hayata inat. Bilemiyoruz bazen savaşmayı, kötülere ne edilir bilemiyoruz.. Sonra affediyoruz. Mevlana'm affediyoruz. Ama sen Aşkı bilirsin, Kalp dilinden anlarsın... Yanıyor bu kalp, acıyor... Affetse de bir kova su vermiyorlar ateşi biraz sönsün. Yana yana geliyoruz, yaklaşıyoruz düğüne...
Hepimiz bir gelin, bir damadız.
Evrendeki tüm altınlar bu düğünde gene seninle olsun.
Işıklar yansın bu gece, ferahlattığın yürekler kan versin bedenine...
İyi ki vardın, iyi ki varsın.
İyiki doğdun...
Mum olmak kolay değil... Lakin mum olmak için önce yanmak gerekir.
"ben sağ oldukça kur'an'ın kölesi, muhammed mustafa'nın yolunun tozuyum. kim benden, bundan başka söz naklederse ondan da şikayetçiyim, o sözden de şikayetçiyim"

2 yorum:
...yatağa başımızı koyduğumuzda Allah için ne yaptık derken... diye yazmissin evet yataga yattiğinda o yatakta huzurla yatmak gerekir, baska sevgilerinde HUZURUNU BOZMAMAK gerekir...diye düsünüyorum.
:))) doğrudur. Huzurun bozulması için bir sebep yoktur zaten. Herkes rahat rahat uyuyabilir. Işık ile..
Yorum Gönder