"bu kitapta hayatlarını bir deney olarak yaşayanlar anlatılmaz.
onların okumalarına da gerek yoktur!"
"Parfümün Dansı"(Jitterbug Perfume), Tom Robbins imzası ile karşımıza çıkan, inanılmaz benzetmeleriyle, "ben bu benzetmeleri nasıl da yapamadım, insaf!" dedirten, koku duyusuna önem verip onu kullanmayı becerebilen, ölümsüzlük için kafa yoran insanların okuması gereken bir kitap olarak kütüphanemde yerini alıyor.
Bir kral düşünün, güçlü, kuvvetli, güzel bir vucuda sahip, akıllı ve gururlu. Kralımızın adı Alobar. Yönettiği krallığın kötü bir geleneği vardı, krallarını yaşlılığın ilk belirtisi ortaya çıkar çıkmaz öldürüyorlardı. Ve birgün Alobar aynaya bakarken hayatını tümden değiştirecek olan tek tel beyaz saçını gördü. Halkını öldürüldüğüne inandırarak ölümden kaçarcasına uzaklaştı ve 1000 yıllık hayatı bizi ölümsüzlük ile ilgili bilinmezliklerle aydınlatmaya başladı..
Bu kitap ölümden kaçanların hikayesi, bu kitap bir aşk hikayesi, Pan Tanrısının yokoluşunun hikayesi ve pancarın hikayesi...
Bu kitap ölümden kaçanların hikayesi, bu kitap bir aşk hikayesi, Pan Tanrısının yokoluşunun hikayesi ve pancarın hikayesi...
Dipnotlarıma geçmeden önce kitabın kısa tavsiyelerini kısaca paylaşmak istiyorum ve kesinlikle bu kitabı hala okumadıysanız şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum.
- Mümkün olduğunca çok PANCAR yemelisiniz.
- Soluma tekniklerinizi geliştirmelisiniz.
- Çok fazla gülümsemelisiniz.
- Eşinizle mümkün olduğunca çok sevişmelisiniz.
- 9 ay ana rahminde kaldığımız gibi, doğduktan sonra da suya olan ihtiyacınızı unutmayın. Bol bol sıcak suyla yıkanmalı ve daha sonra ılık bir yerde oturarak kan akışınızı normalinden yavaşlatmalısınız.
- Koku, bizim yaşamla bağımızı güçlendirir. Kendinizi mutlu hissettiren kokuyu yaşam stiliniz içerisinde mümkün olduğunda üstünüzde taşımalısınız. İnsanlar bu şekilde sizi kokunuzla bile tanıyabilir. Koku hatıralardır, gelecektir ve şimdiki zamandır.
- Az az ama 3 öğün yemek yemelisiniz.
- Çay içmeyi sevmelisiniz.
"Bıktım usandım bu işten artık. Eğer ölüm beni istiyorsa, solgun atına binsin de gelsin. Ağzında küller, kasığında buzlarla. Elinde orağını çevirsin, korkunç sesler çıkartsın. Kendi dikilsin karşıma. Belki o zaman bile gitmezdim. Doğrusunu istersen, bu ölümün davranış biçimini hiç beğenmiyorum." (Alobar isyanlarda)
Varoluş yeni baştan düzenlenebilir.
Tanrı PAN: "İnsanoğlu bitkilerden ve hayvanlardan uzaklaşıyor. Yavaş yavaş onlarla olan bağlarını koparıyor. Günün birinde tekrar ilişki kurmak zorunda kalacak. Eğer evren yaşayacaksa, insanoğlu buna mecbur olacak."
Tanrı PAN: "Bitkilerle, hayvanlar ölüm konusunda insanlardan daha rahattır. Doğal bir sondur ölüm. Ama insan, doğası açısından, doğal olmayan bir hayvandır. Eğer ölümü yenebilecek bir hayvan varsa, o da insandır.
Dokuz gezegenimiz arasında Satürn neşeli olanıdır. Ağaçlarımız arasında da komik olanı palmiyedir. Kuşlardan palyaçoluk, ördeğin tekelindedir. Şakacı olan muzdur. Ama Hamlet ya da Macbeth rolü için PANCAR biçilmiş kaftandır. İnsana kanı hatırlatır.
Kendi gemine kaptanlık edemiyorsan, hangi yanlış limana vardığına şaşırmamalısın.
İnsan harikuladeliğe ulaşmak için, düşünülemeyecek olanı düşünmek zorundadır.
Varoluşun çoğu ıstırap çekmek. Istırap da arzulardan geliyor. Demek ki eğer arzuları ortadan kaldırabilirsek, o zaman ısrıtabı da kaldırmış oluruz.
“pancarla başlayan hikâye şeytanla biter”
ERLEICHDA

2 yorum:
pancardan kasıt şeker pancarı mı, yoksa kara lahana mı :)
çok ilginç..
Yorum Gönder