Hoşgeldin..
Bugün oğlumla biraz yürüyüşe çıktık. Hava rüzgarlıydı ve denize girmek pek mümkün gözükmüyordu. Geceden akan yağmur toprağın hala nemli kalmasını sağlamıştı ve o ıslak toprağın kokusunda yürümenin ikimize de iyi geleceğini düşündüm.. Deniz kenarında 1 saat kadar yürüdükten sonra kendimizi tepelere verdik. Tepelere çıktıkça manzara farklılaşmaya başladı.
Düşündüm..
Bakış açısını düşündüm. Anlattım oğluma.. Bak dedim aslında biz aşağıdan ne kadar da az deniz, az gökyüzü, az kumsal ve az ağaçlar görüyoruz. Aslında hiçbir şey göründüğü gibi değil. Biz 3 boyutlu hayatımızda yaşayan yani bu canlı gezegen içerisinde ne kadar da baktığımızı görmeyen ve yargılayan insanlarız.
Sen olma dedim. Sen olma oğlum. Geçen gün okuduğum cümle geldi aklıma.
Önyargı düşüncenin en büyük hastalığıdır.Beni tam anlamadığını biliyorum ama ilerde en azından ne demek istediğimi bilinçaltından çıkaracağını da biliyorum. Ah şu bilinçaltı. Bizim aslında unuttuğumuz her şeyin saklandığı saklı kutu. Tüm kötü davranışlarımızın anası hatta biz daha hayatta yokken atalarımızın tohumlarını kodladığı büyük bilgisayar. Ama korkmayın lütfen... Çünkü bunları farkına vardığınızda farkında olmadan sizlerde yerleşen tüm negatif duyguları, davranışlarınızı temizleyebilirsiniz. Ben yapabildim mi? Çok kolay değil ama çalışıyorum. Mesela sinirli bir yapım var. Bunun üzerinde çalışıyorum. Ya da birden çekip gitmelerim? Bunun da üzerinde çalışıyorum. Belki tanımadığım büyük büyük babamı bir kadın birden bırakıp gitmişti. O yüzden bende korunma içgüdüsü ile bunu yapıyor olabilir miyim? Daha neler neler...
Ne enterasandır ki geçmişte dersini alamayan bir akrabanın faturası gene bizlere kesiliyor. Biz de Hay Allah bu neden benim başıma geldi, Vah bana bunu nasıl yaptılar derken başımıza gelen vaka içerisinde kayboluyor. Belki 1 ay, belki bir sene belki de bir ömür. Ama hiç neden diye sormuyoruz. Verdiğimiz kararlar her zaman doğru olamaz ya da başımıza gelenler kimsenin suçu değil. Hepsi bizim bakış açımızın sorunu. Ben mesela hiçbir şeyi kafasına takmadan ilerleyen insanlara çok özeniyorum. Oldu bi kere diyerek önlerine bakıyorlar. Anda yaşıyorlar üzüntülerini ve ne geleceğe dem vuruyorlar ne geçmişten sebep getiriyorlar önlerine. Neden oldu? Ne öğrenmem gerekiyor? Bir daha başıma gelmemesi için ne yapmalıyım? Ben bu insana neden bunu yaptım da kalbini kırdım? Bla bla bla..
Önyargılarımdan kurtulabilir miyim? Başıma gelen her şeyin sebebine odaklanıp sinirlerime hakim olabilir miyim bilmiyorum. Ama canlı gezegenimizin her daim bizlere iyi enerjiler gönderdiğini biliyorum. Ruhumuzun içeride bir yerlerde sıkıştığını ve biraz hava alabilmek için içimizde çılgın gibi bize sesini duyurmaya çalıştığını da artık biliyorum. O yüzdendir ki bundan seneler önce bana saçma gelen meditasyon şimdi sığındığım ve beni kucaklayan en iyi dostum. Artık aman burası kalabalık, aman birileri bakıyor diye düşünmeden istediğim yerde gözlerimi kapatıp nefesime odaklanabiliyorum. Uçan kuşları, öten yusufçuk kuşunu farkındayım. Dün bir salyangozu ezmemek için takla attığımı da biliyorum. Evrene, içerisinde nefes alan dağa, taşa, karıncaya bir insan evladına bakar gibi bakıyorum çünkü artık bir olduğumuzu biliyorum. Umudumu yitirdiğim insanlardan ve korktuğum dünya zırvalarından kendimi kurtardım. Her şeyin çok güzel olduğunu, olacağını biliyorum. Azınlık değil, çoğunluk olduğumuzu, sen gelip buraya bu yazıyı okuyorsan ( hala buralara kadar geldiysen okuyarak) seninle birlikte bu cennet dünya da yeni cennetimizi beraber kuracağımızı biliyorum. Hala sevdiğim ama görüşemediğim dostumla birgün bir kahve içip muhabbet edeceğimi de biliyorum.
Değişiyoruz dostum. Değişim içerisinde değişiyoruz. Ama güzel duygular hiç değişmiyor. Değişmesinde.
Umut, sevgi ve saygı hayatın her adımında bizlerle..
Şimdilik hoşçakal, bahçemizden topladığım üzümlerle sirke yapacağım. Kışın bu el yapımı sirkelere ihtiyacımız olacak. Ay bir de badem ağacımızdaki bademleri görseniz.. Enfes :)))
Doğadan geldik, koptuk ve şimdi ona daha büyük bir aşkla bağlandık. Bağlanalım. Dünyanın kaynakları muazzam ve tükenmeyecek kadar bol. Bin ŞÜKÜR'!
Sevgiler Işık İşçisi
Gaf


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder