Bu sene sana hic yazmadigimi farkettim. Hala burada oldugunu bilmek guzel. Eski yazilarimi biraz okudum. Pandemi donemiyle degisen insanligimiz kisiligimiz kayiplarimiz kazanclarimiz her sey ne kadarda hizlandi. O yuzden simdi burada olup biteni yazmaya kalksam kac bin sayfa olur. Olur mu? Bence olur be guzelim. Hic oralara girmeyelim. Ekonomi ile altust olan dengelere de girmeyecegim. Bugun olan vaka ve olum sayisini da es geciyorum. Dunyanin 4 bin yaninda ha basladi ha baslayacak savaslari ve buyuk Istanbul depremi mi? Yok yok hic o konulara girmeyelim. Guzel seylerden bahsedelim gene.
Mesela su an nerdeyim? En guzel tatilin en guzel salincaginda, yarim ay tepemde parlarken, ruzgarin o asil sesi kulaklarimi yalarken ve asma yapraklarinin hisirtisi ile simsicak cayimi hupletirken mekanin adinin onemi tabiki kalmiyor. Doğadayim. Ruhumun tam da olmak istedigi yerde.
Ekmeye bicmeye basladik. Kayisi agacini bitirdik mis gibi receller yaptik. Badem agacimi arada ziyaret ediyorum elimde minik bir cekicle. Bal gibi yemin ederim her bir parcasi. Incir agacimi her gun suluyorum ve agustos bitmeden sekerpare incirlerimi hupletecegim. Bugun fistik çamimizdan 5 buyuk kozalak topladik ve icinden cikan kabuklari kirarak fistiklari bir kavanoza koyduk. Helva kavurdum ve icine koyduk. Harika bir his be dostum. Kendi agacinin fistiklarini yemek. Dolmayada koyulur bunlar kisa hazirlik. :) neyse daha neler neler...
Kis geliyor.
Ama bu sefer endiselerimi denize birakiyorum. Koruma kalkanimi ailemi icine alacak sekilde genisletiyorum. Her sabah kimse uyanmadan kalkip yogami ve meditasyonumu yapiyorum. Taç çakramdan cikan isigi hissediyorum. Herkes hissedebilir. Sadece bir an dur. Anda dur. Ileride ya da geride degil. Simdi. Burada bir dur.
Sevgili blog. Yaklasik 10 senedir zihnimi susturmak, anda kalabilmek ve panikatak, ansiyete ve bilimum ruh halleriyle basedebilmek, kendimi gelistirmek icin ugrasiyorum. Aile dizimi ile bu aralar kafayi kirdim ama 3 atamdan otesine gecemiyorum. Ta Kafkaslardan taa Agrilardan igdirlardan gelen atalarim daha once nerede kimlerdi bilemiyorum. Ama hepinizi saygi ve hurmetle aniyorum. Sizlerin verdigi o zor sinavlarda aldiginiz tum endise ve korkulari kendimden ve evlatlarimdan sevgiyle siliyorum. Bunlar benim yüküm değil. Ozgurlesiyorum. Dnalarimdan ve genlerimden sizin kendi korkularinizla olusan tum genetik hastaliklari ozgur birakiyorum kelebeklerin kanatlari ile gokyuzume gidiyor ve sifalaniyorlar. Ben ve cocuklarim sifalaniyoruz. Biz sifayiz. Esim sifa. Esimin atlattigi o buyuk rahatsizlik, her ani mucizelerle dolu o sifalanma yolculugu bana guven veriyor. Guvendeyiz. Akisa guvenmeliyiz.
Ve sukurler olsun. Bugune gelmemi saglayan, beni buyuten, aglatan, sevindiren ve huzunlendiren bazen isyan etmeme sebep olan ama genede yoluma ayaklarimi donduren her an hepinize tesekkur ederim. Her insan. Her kisi. Hepiniz. Isik uzerinize dursun. Her yaniniz iyilikle dolsun. Sifa aksin damarlarinizdan. Huzur dolsun yuvalariniz.
Ve en son ben. Kendimi affediyorum. Kucukken bilmeden yaptiklarim icin, gencken toyluktan yaptigin ego savaslari icin, istemeden uzdugum asklarim icin, her gitmek istedigimde gittigim icin, savasmayi secmedigim icin kendimi affediyorum.
Kendimi de cok seviyorum ya tatliyim he... hala hircin ve asi bir kadin olsamda seviyorummm kendimiii ama biraz durmayi ve kacmamayi ogrendim. Savasmaktan ziyade teslim olmayi seciyorum.
Isik ile.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder