31 Ekim 2020 Cumartesi

Kırılan... Vazo


 Kırk yılı devirmek üzere yorgun bir beyin ile sonuçsuz satranç maçı sonrasındaki belirsizlik. 

Herkesin bir bedeli olduğunu düşündüğü ezbere yaşamlarda harcanan kimsesiz bir kişilik.

Nerede olduğu aşikar olsa (da) birçok cümlenin yüklemini omuzlarına yükleyen bir insan.

Öznelerden kaçan, kelimeleri yutan ve sadece bakışları ile içindeki fırtınaları dışarı kusan bir kitap.


Romanlık cümleler birikiş zihnimde ve hepsi birden dışarı çıkmak için karmaşa yaratıyor. Olsun hayat bir karmaşa iken cümleler, kelimeler kendini kaybetse ne yazar. Özlenmişlik, özlemişlik, hasretlik belki de nefretlik bir hikayenin zihnimde bir krallık kurmasına izin verdim. Krala saygımdan benden nefrette etse boyun eğiyorum. Rüyalarımda hoşgeldin diyor. Biliyorum gerçekte karşıma çıksa yüzüme bakmaz. Söyleyecek çok sözü var bana bilirim ama tenezzül edipte hak ettiğimi düşünür mü? Bilinmez. Oysa bir küfrü bile bana iltifat gelir. Kelimelerine hasret olduğum bir hikaye var bu krallıkta... Bense bir kraliçe ama ezbere yaşanmasının gerektiği bir çaresizliğin içerisine hapsoldum. Müebbet. 

Ve elbet bitecek bir zamanın olduğunu bile bilmiyorum. Vakit daralır mı? Geceler sabaha boynunu inceden gösterir mi... Dedim ya sonuçsuz bir satranç maçı sonrasındaki belirsizlik. Sadece rüyalarda kazanan benim. Kazanmak istediğimi bile farkında değilim. Kaybetsem bile ona kaybetmek isterim.

Kaybetsem bile...


O'na kaybetmek isterim.

Hiç yorum yok: