Şimdi başlığa baktığında, yoga ile uzaktan yakından bir alakan yok ise, bu nasıl bir kelime diyebilirsin. Ama anlamını öğrendiğinde seninde benim gibi çok hoşuna gidecek.
Brahmamuhurta İlahların ışığı demek.
Güneş doğmadan önceki zaman, meditasyon ya da namaz kılman için derhal kalkıp uyanman gereken zaman. Hatta şöyle diyelim özet olarak; gerçekten uyanmak istiyorsan bedeninin kalkması gereken zaman.
Çok güzel bir his herkes uyurken uyanmak öncelikle. Kuşlar, ağaçlar ve insanlar uyurken etraftaki o sessizlik içerisinde kendini dinlemek, farkındalığın kıyısında dans etmek ve neden, ne için, kim için bu dünyada var olduğunu düşünmek... Sadece kendin için.
Bu dönem gene işsizim. İşim gücüm yok ve çalışırken nedense kendimden ne zaman uzaklaşsam Yüce Rabbim hemen önüme kendime vakit ayırabilmem için bir zaman aralığı çıkartıyor. Ve bu zaman aralığında ilk defa yaptığım işi sorguluyorum. Ben bu işi seviyor muyum? Bu iş beni mutlu ediyor mu? Niyetlerim çok değişti. Ve dualarım değişince diyorum ki içten içe kendime, 'Gaf sen cidden değişimi başlatmışsın, lafta sözde değilmiş bu afra taftaların...' Mesela bundan sonraki iş yerimde kendime olduğu kadar karşı tarafında kazanacağı paralar olsun istiyorum. Şimdiye kadar hep kendi cebimi düşünürdüm. Gerisine pek bakmazdım. Beni iyi anlamda sağlık ve kolaylıkla mutlu edebilecek bir iş için niyet ediyorum. Ve mümkünse görüşmek istemediğim kişiler ile karşılaşmayacağım ve onlara ihtiyacımın olmadığı bir alan... Kötü anlamda değil herkes iyi hoş güzel sağlıklı olsun ama, bazı insanlar bana iyi gelmiyor. Onlarla karşılaşmaz istemiyorum. Ve böyle bir dünya mümkün.
Neyse, sözün kısası yazmak istedim sana blog. Çünkü şu iki haftada gene güzel şeyler öğrendim. Harika ötesi şeyler. 2 haftadır saat 6buçuk gibi kalkıyorum. Bana ne faydası olacağını bilmiyordum ve hep duyduğum bir şeydi. Sabah çiğlerini yüzünde hissetmek. İnşaat sesi olmayan bir mahallede camı açıp önüne bağdaş kurup, gözleri kapatıp (gören biri olursa çatlak mı ya hu bu) demesine aldırış etmeden içine akmak. İlk gün pek beceremedim. Gözlerimi kısık kısık açıp baktım. İkinci gün daha rahat oldu. Önce gerçekten uyanıyorsun, sonra da bir ses duymaya başlıyorsun. Gerçekten! İçindeki sesi. Deli gibi mutlu bir ses... Nerdeydin bunca zaman, neden beni duymak için bu kadar geç kaldın?Hey sen ruhum musun, yoksa bu evrensel ses dedinilen şey mi? Derken ben onun ruhumuz olduğuna inanıyorum. Çünkü hep mantıklı ve doğru şeyler söylüyor. Kendimize söylemek istemediğimiz şeyleri.
ZİHNİMİ SUSTURMAYI BECERDİĞİM HER AN ARTIK ONU DUYABİLİYORUM.
Çünkü zihin hep konuşur, öyle der, böyle der, yarın ne yapacağım, dün ne yedim, akşam ne olacak, çocuk hasta olur mu, 4 sene sonra hangi okula versem, akşam ne yesek, yarın ne yesek, ütüleri yaptın mı, onu aradın mı, bak o sana ne yaptı, sen nasıl birisin, yetersizsin, harikasın, şimdi bittin...... konuşur, konuşur ve sen tüm gün ona cevap vermekle uğraşırsın. Tüm gün. ama farkında bile değiliz.
Hiçbir şey düşünmediğimizde ise, ruhumuzun sesini duyabiliyoruz.
Yaşanmış bir hikaye.
Neyse kısa kesmek zorundayım çünkü oğlum uyandı. Yarın aynı yerden devam :)
Işık ile.
Gaf
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder