5 Ekim 2016 Çarşamba

Nasıl Bilirsiniz?

Büyük sorudur.

Bir işe girerken sizden referans isterler. "Nasıl bilirsin? İşinde iyi midir? Vaktinde gelir mi? Peki geç saatlere kadar çalışır mı? Ya, ne dicem peki işine hakim mi? Ajanslar tanır mı? "

(insan mı?) sorusu sorulmaz tabi...

Biri ile tanışırsınız... Tanıyanlara referans olmasını istersiniz.. "Sence çıkiim mi? Beni üzer mi? Aldatır mı? Aa bi önceki ilişkisi nasıldı? Gördün mü? Aaaa gerçekten mi?"

(Seviyorum'! Kes sesini, sana sormadık'!) diyemezsiniz tabi.

Bir dostunuz vardır. Size candır, kandır. Sizden uzak ona yakın insanlarla tanıştırır sizi. Başlarsınız konuşmaya... Onun hakkında çekiştirirsiniz ne kadar uzar diye tavrını davranışlarını. Kötü gün dostunuz ruhunuzdan kopmaya başlar. Dostunuz kopar gider... "Nasıl bilirdim ama o neymiş" dersiniz..

(O böyle biri değil'!!! Sen kimsin ki konuşuyorsun) diyecek yürek var mı sizde?



Sadece bir yerde sorulmalı soru, hayatın amacı olan soru; "Nasıl bilirdiniz?"

O da musalla taşında...

Ne katillere, ne adilere gene de öldü diye "İyi bilirdik." dediniz. Nasıl sileceğiz bu manevi yükü omuzlarımızdan, nasıl atacağız vicdan yumruğu yapmış kitleyi yüreğimizden? İnsana insan gibi değer vermeyi, insanı yaradandan ötürü sevmeyi ne zaman öğreneceğiz.

Neye üzülüyorum biliyor musunuz? Eğer bir sınavdaysa arkadaşın, kötü durumdaysa ve sen o sırada o insanın yanındaysan bu sana da verilmiş bir sınavdır.

Sen kaldın dostum. Sen kaldın sevgilim. Sen veremedin bu dersi patronum. Sen kaldın sınıfta arkadaşım... Ben kaldım bazı bazı, pişman mısın? Pişman mıyız? Bir daha olsa yapar mısın? Yapmaz mısın? Yapmayabilirsin bak, insanlar değişebilir... Patlıcandan reçel oluyor sonuçta, senden neler olmaz..


O gün geldiğinde..

Musalla taşında...

Şimdi demezler mi adama hakkınızı helal ediyor musunuz diye? Sizce onlara bu hak verilmez mi?

Verilir. Ve o "insan" olanlar gene de haklarını helal ederler. Hatta üstüne bir de teşekkür ederler.

"Beni yücelttiniz. Sağolun, varolun."

Gaf

Hiç yorum yok: